Tutamam ki, elim erir!..

Gönlümü keder basar,
Sen olmayan dünyam da,
Dün gece seni gördüm,
Kavuştuğum  rüyam da…
 
Sevdiğim beni unutmuş,
Hatırlamaz,  niye mi?
Ben yanarken ardından,
Sen unuttun, öyle mi?..
 
Cumartesi akşamları,
Seni izlerim dizi de,
Geriye  konuşmam kalır,
Sarılamadığım, bir de…
 
Dertli sazım çalsın,
Avutsun yaslı halimi,
Koca tepsi çiğ köfte,
Yere serdim, kilimi…
 

Ni deyim!..

Sevda yollarında, dikenler-taşlar,
Silersen  aşkımı, yeniden başlar,
Öyle bir ateş ki, kavurur-haşlar,
Mangal ateşine, döndüm ni deyim…
 
Gözlerin,  gözüme takıldığın da,
Kavuşmak isterim, geçen zamanda,
Yolcu-hancı, hangisiyim, bu handa,
Yalnızlar hanın da, kaldım ni deyim…
 
Siyah saçların,  ak tenine uymuş,
Bilmezdim aşkı , nereden duymuş,
Tutuldum aşkına,  kısmetim buymuş,
Sevdan bağrımı, deldi ni deyim…
 

Yaşarım!..

 

Ne ok, ne mızrak, ne zıpkın yeter,

Aşkım ölümsüz dür, doğar, yaşarım,

Gözlerin, aranıp, bulunmaz cevher,

Karşıma alıp ta, dalar  yaşarım…

 

Bu nasıl çizgidir, kara bahtım da,

Silemem ki bir türlü, yine yaşarım,

Emmin-dayın sarsa, dört bir yanımı,

Silahlar sıksalar, ölmez yaşarım…

 

Issız ormanlara, atsan kaybolmam,

Kafama hiç bir şey, takmayacağım!..

Gönlümü, gönlüne, katarsam eğer,
Arkama dönüp de, bakmayacağım,
Aşkıma bir cevap verirsen eğer,
Kafama hiç bir şey, takmayacağım…

 

Ne gam taşırım, ne de bir keder,
Boş yere eder miyim, kendimi heder,
Küçük bir gülüşün, bu bana yeter,
Kafama hiç bir şey, takmayacağım…

 

Bakışın, yaralarımın ilacı olsun,
Küçük ilgiler den, bana da kalsın,
Aşkın gün için de, zaman ayırsın,
Kafama hiç bir şey, takmayacağım…

 

Yasaklar

'Yasaklar ve tabular ne kadar çoğalırsa,
Halk da o kadar fakirleşir.
Keskin silâhların adedi çoğaldıkça,
Düzensizlik de o kadar artar.
Zekâ seviyesi yükseldikçe, 
Garip şeyler de o kadar çoğalır.
Yasalar çoğaldıkça,
Hırsızların sayısı da o kadar kabarır.''
 
Lao Tzu - Bilinmeyen Öğretiler

YAYDAN ÇIKAN OK GİBİ

Bir kadın,komşularından birisi hakkında
bir dedikoduyu yayıp duruyordu.
Birkaç gün içinde
bütün köy dedikoduyu duydu.
Dedikodunun kurbanı,
derinden yaralandı ve incindi.
Dedikoducu kadın
daha sonra yaptığından pişman oldu
ve çok üzüldü.
Hatasını nasıl tamir edebileceğini sormak için
bilgeye gitti.
"Pazara git."dedi bilge.
"Bir tavuk al ve onu kestir.
Eve dönerken tüylerini yol
ve yol boyunca yere at."

Dermanım sensin!..

Elime  tutuşturdular,  geyik derisi,

Aşkını  okudum, fermanım sensin,

Boynum kıldan ince, senin yoluna,

Vurulsa, acımam, dermanım sensin…

 

Bir kaç nefes çeksem, sensiz, içime,

Zehir olur kanıma, dizlerim tutmaz,

Sallanır dururum, demlenmiş başım,

Ayakta duramam, dermanım sensin…

 

Adımı Ferhat koy, istersen Mecnun,

Ne olur!..

Bakınca gözlerine, çevirme öyle,

Sen de gözlerime, baksan ne olur,

Yanağı yanağıma, dayasan şöyle,

Tenini tenime, katsan ne olur…

 

Cildin de gezinse, o kaba elim,

Titresen-inlesen, gülsen ne olur,

Kabarsa duyguların, tatlı o dilin,

Ağzım da kaybolup, gitse ne olur…

 

Yaradan özenmiş, belin den belli,

Elimle azıcık, sarsam ne olur,

Atatürk'ün İngiliz Amirale Cevabı

Atatürk'ün başyaveri Salih Bozok anlatıyor..
 
Kollarında ve omuzlarındaki işaretlerden amiral rütbesinde olduğu anlaşılan
İngiliz Donanması Komutanı, Hükümet Konağı'nın kapısından girerek Mustafa
Kemal Paşa'nın odasına doğruldu.Nazik , fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen
Eşref önüne çıkıp ne istediğini sorunca:
 
-Başkomutan Mustafa Kemal Pasa ile görüşmek istiyorum!.. dedi.
 
.Birlikte odaya girdiler kapı kapandı. Amiral önce:
 

İmkansız kalbine giremez oldum!..

Gözümün önün den geçti nicesi,
Sen den güzelini, bulamaz oldum,
Peşim de koştu da,  nice güzeller, 
Onlar da seni,  göremez oldum…
 
Saçına kurdeleler,  başka  yakışır,
Ellerimle ne den,  takamaz oldum,
Dudağımın  değdiği o iki yanağa,
Hasretim şimdi,  bakamaz oldum…
 
Aşk sahanı  koşmalarım doldurdu,
Yoruldum,  bittim, duramaz oldum,
Bir den fazla  kare bulmaca çözdüm,
Niye bu inadını,  çözemez  oldum…
 

Sayfalar

Kır çiçekleri Şiir Sitesi RSS beslemesine abone olun.

Karanlıktaki Fil

Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirip halka göstermek isterler. Hayvanı görmek için o kapkaranlık yere bir hayli insan toplanır. Fakat ahır o kadar karanlıktır ki göz gözü görmenin imkanı yoktur. O, göz gözü görmeyecek karanlık yerde insanlar file ellerini sürmeye başlarlar.

  • Divane!...

    Konuşamıyorum seninle,
    Kelimeler düşüp ezilecek,
    Gözlerinden bir kez öpsem,
    Başta kördüğüm çözülecek…

    Acı görmeyen aşk eksiktir,
    Çok şekerli çayın tadı yok,
    Destan okudum aşk üstüne,
    Fark ettim orada adın yok…

    Gamzeler üstüne türkü çok,
    Dinlesen de hiç ilgi çekmez,
    Yanağa uyumlu bir sendeki,
    Dilini değsen tahinli pekmez…

    Karanlık dehlizlerde saklı,
    Gömülü kalmış suskunum,
    Yağ yakıyor aşkın motoru,
    Anlasan kız hala vurgunum…